Kitap Okuma Alışkanlığım

 


Kitap okumak için en sevdiğim mevsim sonbahar geldi. Gecelerin uzaması ve havaların serinlemesiyle evde akşam kitap okumaya daha fazla vakit ve istek bulabiliyorum. Hele dışarıda yağmur yağıyorsa ve yanımda da kahve veya bitki çayı varsa tam havamdayım diyebilirim. 

Üniversiteden sevgili arkadaşım Merve sayesinde geçenlerde kitap okuma alışkanlığımla ilgili kendimi sorgularken buldum. Kendi blogu için çok güzel bir konsept başlatmış. Bana bir soru seti attı ve onun için hazırladığım cevapları, kendi günlüğüm gibi gördüğüm blogumda da paylaşmaya karar verdim. 

1. Öncelikle biraz kendinizi tanıtır mısınız? 

Ne ara büyüyüp anne olduğunu henüz anlayamamış biriyim. Bir yandan da tam zamanlı çalıştığım kurumsal hayatta bir işim var. Ailemle birlikte vakit geçirmeye özen gösteriyorum. Elbette ki en büyük hobim kitap okumak. Korona öncesine kadar da seyahat etmek eşimle vazgeçilmez tutkumuzdu.  Pandemi hala sınırsız planlarımızı yapmamıza engel olamadı. Zamanın çok hızlı geçip gittiğini daha da kanıksadıktan sonra, okumak istediğim kitapları ömrüme sığdırmak en büyük amaçlarımdan birisi oldu. Okunacak kitap çok kabarık :)

2. Sizin kitaplarla olan birlikteliğiniz ne zaman ve nasıl başladı?

Kendimi bildim bileli hep okuyan, okumaya aç bir insan oldum. Bu soruya cevaben, okumayı öğrendikten sonra başladı demem en doğrusu olacaktır. Bu alışkanlığımı kazanmamda en büyük etkenin babam olduğunu düşünüyorum. Türk Dili ve Edebiyatı uzmanlığı olan canım babamın çok zengin bir kütüphanesi vardır. Böyle bir evde doğup büyümemin etkisi olması kaçınılmazdı. Okula bile gitmediğim minik yaşlarımda, babamın kitaplığını karıştırmayı, okumayı biliyormuş gibi uydurarak okumayı çok severdim. Hafızamı kurcaladığımda hatırladığım anılardan birisi de onunla kütüphaneye gittiğim zaman. Babam doktora tezi araştırmaları için Milli Kütüphane’ye gittiğinde ben ilkokulun başlarındaydım sanırım. O zaman bile ben oradan çıkmak istemediğimi ve içindeki kitapçıdan bir sürü çocuk kitabı aldırttığımı hatırlıyorum. 

3. Peki neden okuyorsunuz? Kitap okumanın size ne kazandırdığını düşünüyorsunuz? Amiyane tabirle “okuyorsunuz da ne oluyor?”

Kitap okumak istememdeki en önemli sebep, okuduğum kitaptan aldığım keyif. Aynı konuyu ve olayı anlatan bir çok kitap olabilir. Önemli olan onun nasıl yazıldığıdır. Hiç çöp kitap okuduğumu düşünmüyorum. Belli kalitedeki kitapların düşünce yapımı da zenginleştirdiğini hissediyorum. Peki bunun için mi okuyorum? Hayır. Sadece beni kitaplar heyecanlandırıyor ve okumaktan çok keyif alıyorum. 

4. Ne sıklıkta ve genellikle ne zamanlarda okuyorsunuz? Kitap okumak sizce hep söylenildiği gibi boş vakitleri dolduracak bir aktivite midir?

Şu anki hayat düzenimde, home office çalışıyorum ve evde küçük bir bebiş var. Boş zamanlarda da genellikle hava almaya dışarıya çıkıyoruz. Bu hayat düzenimde genellikle akşamları işleri güçleri bitirdikten sonra biraz zaman bulabiliyorum. Anne olmadan önce her fırsatta okuyordum. Genellikle serviste işe gidip gelirken çok zaman oluyordu. İş yerimizin şehir dışında olması sebebiyle İstanbul trafiğinde hatırılı sayılır bir zaman yolda geçiyordu. Bu nedenle çok fazla kitap bitirebiliyordum. Şimdi maalesef okuma hızım çok düştü. Ancak buna rağmen ajandamda kitap okuma saatim yer alır. Yani özel vakit ayırdığımı söyleyebilirim. Zaten hiç boş vaktim yok ki :(

5. Okuyacağınız kitapları nasıl seçiyorsunuz? Ne tür kitaplar okuyorsunuz ve neden bu türler?

Kitap seçimimde genellikle sosyal mecralardaki yorumlar etkili oluyor. Daha sonra bu kitapları araştırıyorum ve alışveriş listeme ekliyorum. Evdeki kitaplar bittiğinde veya onlara bir mola vermek istediğimde yeni kitap alıyorum. Sık sık dayanamayıp yaptığım başka bir şey ise sevdiğim iki üç kitabevi var, onlara girip kitapları rastgele elime alıp inceleyip o an karar vererek almak. Bu şekilde seçtiğim kitapları daha büyük iştahla ve çok hızlı bir şekilde okuduğumu fark ettim. Genellikle kurgu kitaplar tercih ediyorum. Özellikle klasikler, okuma listelerimin başını çekiyor. Kendimi okumaya kaptırıp gidiyorum. Neden klasik olduklarını okuyunca daha iyi anlıyorum. Son zamanlarda öykü kitaplarına da çok sardım. Çok iyi öyküler az sayfa ile o kadar etkileyici olabiliyormuş ki. Artık her ay bir öykü kitabı okumaya çalışıyorum. 

6. Kitaplarınızı satın mı alıyorsunuz yoksa kütüphane gibi kurumlardan mı faydalanıyorsunuz? Kitaplar çok pahalı deniyor, şayet satın alıyorsanız, nasıl bütçe ayırıyorsunuz?

Satın alıyorum. Bütçe olarak kısıtlamaya gittiğim dönemlerde bile bir gıda bir de kitap alışverişlerinde kesinlikle kısmam. Klişe olacak ama, kitaplar da ruhun gıdası değil mi? Kendime yatırım yaptığım konular her zaman öncelikliğimdir. 

7. E-kitap veya sesli kitap uygulamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce kitap kültürü gelişen teknoloji ile yavaş yavaş buralara evrilecek mi yoksa klasik baskılar ve kütüphaneler varlığını sürdürmeye devam edecek mi ne dersiniz? Sizin kişisel tercihiniz hangisi?

Ben kitap okurken kağıda dokunmaktan, sayfaları çevirmekten, yeri geldiğimde altını çizip not almaktan veya etkilendiğim bir cümleyi dönüp dönüp okumaktan keyif alıyorum. Bence bu şekilde hissedenler için klasik kitapların modası geçmeyecek. Ama digital ortamlardaki kitapların sayısının artmasını ve bu mecraların daha erişilebilir olmasını destekliyorum. Ev işi yaparken ben de sesli kitap dinliyorum veya dışarıda bir şey bekliyorsam telefonumdaki pdf kitaplara bakıyorum. Ama bunlar sadece mecburiyetten dolayı tercih ettiklerim. 

8. Sizce bir çocuk okuma alışkanlığı nasıl edinir? Bu konuda bir tanıklığınız veya tecrübeniz, ebeveynlere bu konuda bir tavsiyeniz var mı?

Çocuğun etrafında kitap okuyan birilerinin veya kitapların olması elbette etkileyecektir. Ancak en önce her hangi bir bireyin içinden gelmesi gerektiğini düşünüyorum. 

9. Çocuklara ve gençlere mutlaka okumalılar” dediğiniz kitaplar var mı? Peki neden bu kitaplar?

Kendi çocukluk yıllarımda okuduklarım geliyor aklıma sadece. En öne çıkanlardan bahsedebilirim. İpek Ongun’un tüm kitapları, özellikle Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisi. Yıllar geçince fark ettim ki yazar iyi örnek olabilecek bir karakter yararmış. Harry Potter serisi; hayal gücünü genişleten, insan ilişkilerine dair ders niteliğimde çıkarımlarda bulunabilecek kitaplardı. Agatha Cristie kitapları; vakayı çözme heyecanıyla çok hızlı kitap okumama sebep oluyordu. 

10. Sizi en çok etkileyen 3 yazar kim? Peki neden?

Stefan Zweig: Benim bir numaralı yazarım. Hangi kitabını okusam sanki o olayları ben yaşıyormuşum gibi içine alan muhteşem yazar. Biyografi yazarı olarak daha iyisini henüz okumadım. 
Dostoyevski: Klasik yazarlar arasında benim için en önde gelen yazar. Karakterin ruh halini okurken çok içselleştirebiliyorum. Kötü bir karakteri bile anlayışla karşılamayı, onun da bir insan olduğunu, davranışlarının arkasındaki nedenleri anlayıp okurun empati yapmasını sağlayan efsane bir üslubu var. 
Yaşar Kemal: Nasıl bir betimleme ustasıdır ki okurken sanki olayları canlı canlı izliyormuşum gibi hissediyorum. Kalbimin en içine işliyor anlattıkları, sonunda gözyaşımı tutamamış oluyorum. Cümle yapıları ise sanat eseri okuduğumu çok iyi fark ettiriyor, şairane bir anlatımı var. 

11. Bir Top 10 kitap listeniz olsa hangi kitaplar olurdu?

Böyle bir liste hiç oluşturmamıştım, sayende bunları düşünme fırsatım oldu. Ama sanırım 10 adetle sınırlayamayacağım. (10*2 adet oldu) Bende en çok iz bırakanları yazıyorum:

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar (Zweig)
Marie Antoinette (Zweig)
Kapı (Magda Szabo)
Okumanın Tarihi (Alberto Manguel)
Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Ahmet Hamdi Tanpınar)
Şişhane’ye Yağmur Yağarken (Haldun Taner)
Kumarbaz (Dostoyevski)
Martin Eden (Jack London)
En Mavi Göz (Toni Morrison)
Suskunlar (İhsan Oktay Anar)
Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Remarque)
Anna Karenina (Tolstoy)
Kızıl Darı Tarlaları (Mo Yan)
Sabahattin Ali roman ve öyküleri (Birer tane seçmek gerekirse roman olarak İçimizdeki Şeytan, öykü olarak Yeni Dünya)
Esir Şehrin İnsanları üçlemesi (Kemal Tahir)
Serenad (Zülfü Livaneli)
İnce Memed (Yaşar Kemal)
Burma Günleri (George Orwell)
Doktor Ox’un Deneyi (Jules Verne)
Sandık Lekesi (Sema Kaygusuz)

**Bazı kitapları Kültür Perleri kitap kulübü sayesinde okudum. Kısa bir süreliğine de olsa iyi ki yollarımız kesişmiş. 

12. Bir kitap okudum ve hayatım değişti! dediğiniz bir kitap oldu mu? Hangisi ve neden? Değişim hikayenizi paylaşmak ister misiniz?

Hayatımı değiştiren tek bir kitap olmadı. Her okuduğum kitap beni dönüştürmüş, bana bir şeyler katmıştır. Bu nedenle okuduğum her kitabın bendeki yeri ayrıdır. 

13. Sizce ülkemizde okuma oranları neden düşük? Neden okumuyoruz?

Okumayan insanların genellikle televizyonla ve sosyal medyayla çok fazla vakit geçirdiğini düşünüyorum. Eğlence aracı olarak mesela kurgu kitaplar tercih edilmiyor. Bilgi alma amacı ile de kısa özet bilgiye hemen ulaşılmak isteniyor. Bu nedenle kurgu dışı kitapları okumak vakit kaybı gibi görünüyor olabilir. Okumayan insanların bu sebeplerle okumadığını zannediyorum. Buna rağmen ülkemizde çok fazla kitap okuma alışkanlığı olan insan biliyorum. Sosyal mecralarda takip ettiğim ama aslen tanışmadıklarım da var. Okuma oranının artış eğiliminde olması ümidim ve temennim bulunuyor.  

14. Belirli aralıklarla yayınlanan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçlarına göre Türkiye okuduğunu anlama bölümünde genellikle sınıfta kalan ülkelerden oluyor. Yani maalesef ki Türkiye’de insanların büyük bir bölümü okuduğunu anlamıyor. Bu konunun kitap okuma ile bir ilgisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Bence temel sorun eğitim sistemi. Türkçe ders kitaplarında kısa metin veya şiirlerin devamında Okuduğunu Anlama bölümleri vardı. O kadar kötü işlenirdi ki, dersler benim için tamamen ezberden keyifsizce ilerlerdi. İstisna hocalar dışında, genellikle bu şekilde devam ettiğini de biliyorum. Bu eğitim sisteminden çıkmış insanların, kendi gayreti olmazsa okuduğunu iyi anlayamama sorunu devam edecektir. 

15. Son olarak o meşhur soruyu da sormadan bitirmek istemiyorum: Sizce çok okuyan mı çok gezen mi bilir?

Hem gezmeyi hem de okumayı seven bir insan olarak, öncelik okumakta diye düşünüyorum. Gezdiğin gördüğün yerler hakkında okumadan, bilgi sahibi olmadan gezmek tatsız tuzsuz kalır bence. Okuduğun bir romanda geçen şehri ve sokakları hissetmek de ayrı bir keyiftir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadeleşme Günlüğüm - Gardrop

Yemek Planlaması

Ben Kimim?